Çünkü; bebekler emmeye programlı doğar.
Sadece izin verin
Kendi annelik tarzımın oluşmasına izin veriyorum
Sezgilerimin ortaya çıkmasına izin veriyorum
Bebeğimin memeye emeklemesine izin veriyorum
Bedenimin süt üretmesine izin veriyorum
Sütün kolaylıkla akmasına izin veriyorum
Her şeyin kendi doğallığında yaşanmasına izin veriyorum
Emzirme problemi yaşadığımda, çözümü için “zamana” izin veriyorum
Bebeğimle birbirimize alışma sürecine izin veriyorum
Bebeğimle bağlanmamıza izin veriyorum
Sadece izin veriyorum… Kalpten… Sakince… Yavaşlayarak… Doğal akışında… Annelik içgüdülerime güveniyorum… Sezgilerime… Onların bana rehberlik etmesine güveniyorum… Sadece izin veriyorum ve bebeğimi aşkla beslemeye niyet ediyorum…
Kendi sesinizle yukarıdaki olumlamaları (telkinleri) en zorlandığınız anlarınızda dinleyin
Yukarıdaki olumlama cümlelerini yüksek sesle tekrar edin ve sesinizi kaydedin. Ayna karşısında kendinize okuyabilirsiniz de. Kendi sesinizle yaptığınız bu kaydı, hamilelikten itibaren dinleyebilirsiniz. En çok da ağlayan ya da meme ile kavga halinde olan yavrunuz karşısında çaresiz hissettiğinizde bu kayıt imdadınıza yetişebilir. Sütünüzün yetersiz olduğunu hissettiğinizde, az geldiğini düşündüğünüzde sıkça dinlemelisiniz. Rahatlayacak ve yeniden başlama gücünü kendinizde bulabileceksiniz..
Aşkla yazılmış kitabımın bu bölümlerinde, size emzirmenin ne kadar doğal bir olay olduğunu kavratmak ve emzirmeye bakış açınızda dönüşüm yaratabilmeyi hedefliyorum.
“Emzirmek içgüdüseldir” diyoruz ya…Hem anne, hem bebek için içgüdüsel.. Belki bunu biraz açmak lazım.
Çünkü son zamanlarda annelerin oldukça özgüvenlerinin kırıldığını gözlemliyorum. Kafaları oldukça karışık. Etraftan yardım bekliyorlar. Lohusalık, evet hassas bir dönem, bu dönemde yardıma ihtiyaç duymanız son derece normal. Ancak emzirme konusunda biraz daha güvenli olursanız, bu yardımın gelmediği/yanlış biçimlerde geldiği durumlarda da kendi kendinizin şifacısı olabilirsiniz. O nedenle ilk hedefim; size özgüven kazandırmak !
Sadece izin verin güzel, bilge kadın
Sadece İZİN VERMEK. İçgüdülerinizi, iç seslerinizi, sezgilerinizi dinleyerek, bunların ortaya çıkmasına izin vermek. Dışardan olayın seyrini bozacak müdahalelerin farkında olmak.. Annelik duygularınızın farkında olarak, önyargılara kapılmaksızın, olayı akışına bırakarak, sadece olayın kendi doğallığında yaşanmasına izin vermek… Bir örnekle açıklayayım:
Bebekler emmeye programlı doğarlar
“BEBEKLERİN EMMEYE PROGRAMLI” doğduğunu bilmek, desteklediğim tüm anneleri son derece rahatlattı. Bunu sizinle de paylaşmam için bana izin verin ve okumaya devam edin. Sonra da ne kadar rahatlamış olduğunuza dikkatinizi yöneltin. Belki alttaki bölümü okumadan önce “emzirme konusundaki endişenize” bir puan vermek istersiniz. 1-5 arası kendinizi puanlayın. 1 ile 5 arasında istediğiniz herhangi bir rakamı, aşağıdaki boşluğa yazabilirsiniz.
| 1 – Çok stresliyim ve bedenim çok gergin, kaskatı 2- Oldukça stresliyim, sıkışmış hissediyorum 3- Ne çok gergin, ne de tam olarak gevşemiş haldeyim 4- Oldukça rahat ve gevşemiş hissediyorum 5- Tamamen zihinsel olarak rahatım ve bedenim gevşemiş durumda |
Puanınızı buraya yazın……..
Bebeğinizin doğal yaşam alanı, sizin koynunuz !
Anestezi ve ağrı kesicilerin kullanılmadığı bir doğumda, bebek doğduktan sonra onun için yaşam alanı olan yani “doğal habitatı” olan anne koynuna bırakıldığında, kendi kendine emekleyerek memeye doğru gider ve kendiliğinden emmeye başlar. Bu davranış tıp literatürüne “memeye emekleme” ya da “kendi kendine bağlanma” ismiyle geçmiştir. Öncelikle size kavratmaya çalıştığım şey; bebeğinizin doğal yaşam alanı, sizin koynunuz ! Beşiği değil. Kendi odası hiç değil. O; doğumdan sonraki ilk üç ay, sizin bedeninizin bir parçası olmalı. Onu beşiğinde tutarsanız, emmeyi nasıl öğrenebilir ki? Emmek için pratik yapması lazım… Yemek yapmayı öğrenmeniz gibi düşün bunu. Ne kadar çok deneme, o kadar iyi öğrenme demek. Mutfağa girmeden öğrenemezsiniz. Memeye konmayan bebek, emmeyi öğrenemez. Bebeğinizi koynunuzda tutarak, bebeğinizi giyerek (askıda/slingte taşıyarak), geceleri GÜVENLİ YATAK PAYLAŞIMI yaparak, ona daha çok pratik yapması için şans verebilirsiniz. Yani ona izin verebilirsiniz…
Emmeye Programlı Olmak Nedir? Nasıl Olur?
Yenidoğanın memeye emekleme videosunu mutlaka izlemelisiniz. Öylesine doğal, öylesine büyüleyici bir süreç ki… Doğaya hayran kalmamak elde değil.. (https://www.youtube.com/watch?v=e9iVKwziA-g&t=11s). Yavru kaplumbağaların ay ışığına bakarak, denizi bulmaları gibi, bebeğiniz de sizin meme kokunuza ve hamileliğinizde ona yol göstermesi için rengi koyulaşan meme başınıza bakarak yolunu bulur. Hatta göbek deliğinden perineye kadar uzanan adına linea nigra denilen çizginin de, hamileliğinizde koyu renk almasının nedeni aslında bebeğinize yol göstermektir.
Şimdi anlıyorsunuz işte, bilge kadın bedeniniz, onun memenizle buluşması için aslında her şeyi düşündü ve ayarladı… Şimdi doğaya ve bedeninize güvenin… ve rahatlayın… Her şey Yüce varlık tarafından önceden düşünüldü… Sizin yapmanız gereken tek şey, doğal sürece güvenmek ve bunu bozacak her türlü müdahaleden kaçınmak… Hatta en çok da geveze beynin ürettiği onca akla hayale gelmez olasılık, karamsar düşünceden kaçınmak… Her olumsuz düşünce aklınızda belirdiğinde, bunu fark edin. Bu olumsuzlukların doğal sürecin yaşanmasına müdahale anlamı taşıdığının farkında olarak, nazikçe o düşünceleri zihninizden uzaklaştırın.. Kendinizi, bu doğallığın keyifle yaşanmasına davet edin… Sadece şefkatle bu doğallığa izin verin…
Righard ve Alade isimli araştırmacılar çalışmalarında; ten-tene temas kesilmeksizin bir saat boyunca anne göğsüne bırakılan 17 bebeğin, 16’sının memeye emekleyerek, kendiliğinden, doğru şekilde memeyi kavradığını belirlemişlerdir. Diğer grupta bulunan ve kilo ölçümü gibi rutin ölçümler için 20 dakikalık bir aradan sonra tekrar anne göğsüne bırakılan bebeklerin sadece 7’si memeyi doğru şekilde kavramıştır. Bu çalışmada erken emzirme için ten tene temasın aralıksız devam etmesi gerektiği vurgulanmıştır (1).
“Anne ve bebeği” birbirini tamamlayan bir yap-boz gibi tek bir resimdir
Siz ve bebeğiniz tek bir biyo-psikojik organizma olarak, aslında tek bir resim gibisiniz. Bebeğinizin tepkilerini gözlemler, yorumlar ve ihtiyaçlarına karşı bir davranış sergilersiniz. Mesela bebeğiniz ağladığında tüm anneler, hiç düşünmeksizin ve tereddüt etmeksizin kucaklarına alır ve sakinleştirmeye çalışır. Bunu düşünmeden yaparlar. Bu onlarda içgüdüseldir. Onları kucaklayınca sakinleşeceklerini hissederler, sezgisel olarak bu davranışı sergilerler. Bebek de tıpkı bir yap-bozun diğer parçası gibi, doğru yere konduğunda resmi bütünler. Eğreti durmaz. Onun doğru yeri, sizin memenizdir. Emziren bir anne, bebeğiyle bir bütündür. Önemli olan parçaların birbirini tamamlamasına izin vermektir.
İçe Dönmek ve Dinlemek Gerekir Bazen
Emzirirken de aynı doğallığı korumak gerekir. “Acaba doğru mu tutuyorum?; acaba pozisyonu yanlış mı?, acaba doymadı mı?”, “acaba bu ay kaç gram aldı?”, “acaba sütüm yetiyor mu?” gibi acabalar geveze beynin ürettikleridir. İçe dönmek ve dinlemek gerekir bazen… Ancak bunu annelik öncesi hiç yapmamışsanız, elbette ilk denemelerinizde zorlanabilirsiniz. Tavsiyem hamilelikten itibaren içe dönme çalışmalarına başlamanız. Bedeninizi hissetmeniz ve neye ihtiyacınız olduğunu anlamaya çalışmanız. Kısaca meditasyon yapmanız, kadın çemberlerinde alan tutmanız… Hamilelik yogası/pilatesi yapmanız… Hiçbirini yapmıyorsanız, günün on dakikasını hiçbir şey yapmadan ve düşünmeden kalarak, sadece olduğunuz yerde nefesine odaklanarak geçirebilirsiniz. An’ı yaşamak için harika bir pratiktir, basit, kolay ve bedava…
Günümüzde hypnobirthing metoduyla doğuma hazırlayan sınıflar artık ülkemizde de var. Bu sınıflarda bolca meditasyon yapıp, kendinizi keşfetme yolculuğuna çıkabilirsiniz. Eğer böyle bir sınıfın olmadığı bir yerde yaşıyorsanız, uzaktan eğitim için gulizonat@hotmail.com’a e-mail atabilirsiniz. Ya da hemen bugün kendinize “Farkındalıkla Doğum” kitabını sipariş edin ve eşinizle birlikte harika deneyimler yaşamaya hazırlanın. Bu kitaptan öğreneceğiniz pek çok teknik ve kazandığınız farkındalık becerinizi, emzirme sürecinde de ustalıkla kullanabilirsiniz.
Emzirmek Öğretilmez, O Zaten Vardır
Sizin bir anne olarak; emzirmeyi öğretecek bir uzmana ihtiyacınız aslında yok. Hastanede sizi destekleyen bir hemşire/ebe olmadığında lütfen üzülmeyin. Etraftaki çatlak seslere de aldırış etmeyin. Ortam şartlarından etkilenmeyin. Bunun yerine kendinize bir korunma kalkanı taktığınız hayal edin. Size gelen negatif yorumlar, o zırha, çarpsın ve sahibine geri dönsün. Kendinize öyle sağlam bir kalkan takın ki; sanki bir kalenin sağlam duvarları gibi olsun. O duvardan size hiçbir şey bulaşamasın.
Sevgili Gülşen’in emziren annelere verdiği mesaja kulak kesilin: “Emziren anne sanki bir zırh giymiş gibi, süt onu koruyor, süt bebeği koruyor”. Ortamın, şartların, çatlak seslerin sizi üzmesine izin vermeyin. Sizin ihtiyacınız olan şey sadece izin vermekti, hatırlayın. İhtiyacınız olanı, ilahi güç zaten size sundu. Siz tamamsınız ve bu şekilde mükemmelsiniz, bedeniniz de mükemmel. Sadece geveze beyninizi susturun ve akışta kalmaya gayret edin. Buna izin verin. Kendinize izin verin… Size hizmet etmeyen şeylere değil !
Bugün emzirme uzmanlarının geldiği son nokta “anneye emzirmenin öğretilmemesi” gerektiği yönünde. Tam tersi onda doğal olarak bulunan bu yeteneği sanki yanlışmışçasına ya da düzeltmeye çalışırcasına eğitim vermenin, bazen istenmeden annede özgüven düşüklüğü yaratabileceğine işaret ediliyor. Emzirme eğitimlerinin ana felsefesi; annede özgüven yüksekliği sağlamak olmalı. Zaten emzirme; sizin de, bebeğinizin de doğarken getirdiği doğal bir yetenek. Sizin sadece bu yeteneğiniz olduğuna inanmanız ve bu deneyime izin vermeniz gerek.
Emzirme eğitimcilerinin/danışmanlarının da, ihtiyaç varsa, sadece ufak dokunuşlarla desteklemesi, her annenin kendi tarzını oluşturmasına izin vermesi gerekir.
Aşırı Kaygıların Emzirmede Yeri Yoktur
Aşırı evhamların, aşırı soru üreten bir beynin, aşırı kaygıların emzirmenin doğallığını bozduğunu sakın unutmayın ebedi kız kardeşim. Bebeğinizle bir takım olduğunuzu, sizin kaygılarınızın ona da yansıdığını unutmayın. Sizin felsefenizle bağdaşan bir çocuk hekimi, bir emzirme uzmanı, bir ebe bulun. EKİBİNİzi iyi seçin. Eğer yardım gerekecekse, sadece onların desteklemesine izin verin. Her kafadan ses çıkan bir ortama ve motivasyon düşürücü kişilere izin vermeyin. Bu ortamı oluşturmada eşinizin yardımını istemekten çekinmeyin. Aşkla isteyin…
Sadece İzin Verin
Kendi annelik tarzımın oluşmasına izin veriyorum
Sezgilerimin ortaya çıkmasına izin veriyorum
Bebeğimin memeye emeklemesine izin veriyorum
Bedenimin süt üretmesine izin veriyorum
Sütün kolaylıkla akmasına izin veriyorum
Herşeyin kendi doğallığında yaşanmasına izin veriyorum
Emzirme problemi yaşadığımda, çözümü için zamana izin veriyorum
Bebeğimle birbirimize alışma sürecine izin veriyorum
Bebeğimle bağlanmamıza izin veriyorum
Sadece izin veriyorum… Kalpten… Sakince… Yavaşlayarak…Doğal akıştayım…Annelik içgüdülerime güveniyorum…Sezgilerime… Onların bana rehberlik etmesine güveniyorum… Sadece izin veriyorum ve bebeğimi aşkla beslemeye niyet ediyorum…
Şimdi yukarıdaki duygu puanlamanıza yeniden dönün ve şimdiki hissettiklerinizle kendinizi yeniden puanlayın. Puanınızı buraya yazın…….
Önceki verdiğiniz puan ile şimdiki verdiğiniz puan arasında fark var mı? Bebeğinizin emmeye programlı doğduğunu bilmek sizi ne kadar rahatlattı? “Hiç/az” ise, meditasyon yapmaya daha çok vakit ayırın ve bu bölümü sakin bir köşede, huzurla, yeniden okuyun… Bu sefer kendine izin verin…
“Bilgi, güçtür”. Unutmayın sevgili anneler, ebedi kız kardeşler… Ve siz okudukça, güçleniyorsunuz. Size teşekkür ediyorum, sevgiyle sarılıyorum…
Kaynaklar
1- Righard L, Alade MO. Effect of delivery room routines on success of first breastfeed. Lancet 1990; 336(8723):1105-7. http://dx.doi.org/10.1016/0140-6736(90)92579-7
