Türkçe İngilizce
“Kan şekeri düşer, mama verelim” Hayır !

Bir bebeğin doğduğu anda barsak florası sterildir yani hiç bakteri barındırmaz. Doğumun şekli, barsak florasını şekillendirmede önemli bir etkiye sahiptir. Flora, doğal olarak barsakta bulunan, zararsız olan ve bebeğin savunma sisteminde görevleri olan bakteriler topluluğuna denir. Doğal doğumun sezaryene göre avantajlarından biri de, bebeğin ilk doğduğunda temas ettiği bakterilerin, annesinin anüs etrafındaki bakteriler olmasıdır. Bunun anlamı şudur: Vaginal yoldan doğan bebekte tanıdık olan annenin bakterileri bebeğe yerleşir. Sezaryenle doğan bebeklerde ise yerleşen bakteriler, hava, diğer bebekler ya da diğer bebeklerle temas eden bebek hemşiresinin bakterileri gibi çevresel mikroorganizmalardır. Hatta son yıllarda popüler olan “doğar doğmaz bebeğin annenin göğsüne yatırılması” uygulamasının altında yatan en temel neden de bebeğin herkesten ve her şeyden önce tanıdık ve dost olan annenin mikropları ile tanışacak olmasıdır.

 

“Kan şekeri düşer, mama verelim” Hayır !

Bebeğin doğduğunda sindirim sitemi henüz gelişmemiştir ve barsakta tight junction adı verilen hücrelerarası bazı boşluklar vardır. Bu boşluklardan patojen yani hastalık yapan bakteriler rahatlıkla girebilir. Bu boşlukların kapanması ancak zaman ilerledikçe, bebek büyüdükçe gerçekleşir. Bu nedenledir ki mama (eğer ki hastalık yapıcı bakteri içeriyorsa) henüz bu boşluklar kapanmadan verilirse, yani ilk gün ve haftalarda verilirse yenidoğan için tehlikeli sonuçlar yaratabilir. Özellikle insan, hayvan barsağı ve çevre kaynaklı olan enterobakteri sakazii isimli bakterinin memengit ve enterit gibi hastalıklara yol açtığı bildirilmektedir. Bebek doğduğunda ve ilk haftalarında enfeksiyona yatkın, korunmasız ve savunmasızdır. Bu yüzdendir ki, ağız sütü dediğimiz “kolostrum” un mutlaka bebeğe verilmesi gerekir. Çünkü kolostrum antikordan oldukça zengindir ve enerji değeri de çok fazladır. 1 ml’de 580 kalori içerir. Bunun anlamı şudur: Bebeğe verilen 1 damla kolostrum onun kan şekerinin düşmesini önler ve enerji değeri yüksek olduğu için tok tutmaya yeterlidir. Ayrıca bebeğin ilk aşısıdır. Yani “kan şekeri düşer, mama verelim” dendiğinde, lütfen ağız sütünüzü vermeyi deneyin. Ayrıca kan şekeri tespit yöntemlerinin güvenirliği sorgulanmalıdır. Özellikle glukometre ile yapılan ölçümler ile kan damarından kan şekeri ölçümleri arasında farklar olduğu bulunmuştur. Hatta kan şekeri düşük çıksa bile, bebek klinik belirtiler göstermiyorsa kan şekeri düşüklüğü bir problem teşkil etmez. Hatta normal zamanda doğan ve belirti vermeyen bebeklerde rutin kan şekerinin ölçümü önerilmez (Kaynak no:1). Ten teması yaparak, emzirmeyi kolaylaştırma yolu ile kan şekeri düşüklüğü önlenebilir.

 

Mama ile beslenirse nolur?

Anne sütü alan bebeğin barsak florası bifidobakteri adı verilen dost, zararsız bakterilerle zaman içinde şekillenir. Bu bakteriler barsak pH’ını asidik tutarak, zararlı bakterilerle savaşırlar, savunma sistemini oluşturur, sindirimi kolaylaştırır. Bir kez dahi mama verilen bebeği florası ise değişmeye başlar. Mama devam ettikçe de pH’ı alkalene doğru kayar ve savaşma yetenekleri azalır. Zamanla bifidobakteri azalır, enterobacteri denilen zararlı flora çoğalmaya başlar. Anne sütüyle beslenen bebeklere günde bir kez mama verilse bile, barsak florası mama ile beslenen bebeklerin florasına dönmeye başlar. Tekrar sadece anne sütü verilse bile, floranın eski haline dönmesi 2-4 haftayı bulur. Henüz tight juctionın kapanmadığı dönemde bebeğe özellikle formula verilmekten kaçınılmalıdır (Kaynak no:2).

Özellikle ailesel yatkınlığı olan bebekler yaşamlarının ilk 3 günü içinde bir öğün mama alsalar bile (planlı mama ile besleme, gereksiz mama kullanımı), inek sütü proteine duyarlılık geliştirebilirler. Bu tür bebekler için formula mamanın tıbbı gerekçe ile kullanımı şartsa, hipoallerjik formula önerilmektedir (Amerikan Pediatristler Birliği 2000).

Diabete (şeker hastalığı) ailesel yatkınlığı olan bebeklerde inek sütü proteinine erken dönemde maruz kalmak, insülüne bağımlı şeker hastalığı riskini arttırır.

 

Suçluluk duygusuna kapılmayın

Bu makaleyi okuduktan sonra mama vermiş olan ya da mama ile bebeğini beslemek zorunda kamış annelerin asla suçluluk duygusuna kapılmasını istemiyorum. Doktorunuzun önerdiği formulayı, hijyenik şartlarda bebeğinize sunduktan sonra içiniz rahat olabilir. Bu makale özellikle hastanelerde “kan şekeri düştü, mama verelim”, “sütün az, damla damla geliyor, mama verelim” ısrarlarına karşı anneleri bilgilendirmek ve neden “mamaya hayır” demesi ve direnmesi konusunda bilinçlendirmek amaçlı yazılmıştır.

 

Bizler Uluslararası Emzirme Danışmanları (IBCLC) olarak, anne sütünü teşvik etmekle ve emzirmeyi desteklemekle görevliyiz ancak tıbbı gerekçelerle anne sütü ile beslenmeyen bebekleri de destekleriz. Annelerin bebeklerini besleme konusundaki seçimlerine de saygılıyız. Tabi ki anne sütünün yetersizliği ya da tıbbı nedenlerle formula mama kullanılabilir. Ancak bir bebeğin beslenmesinde öncelikli seçenek bir süt bankası ya da süt anneden güvenli yöntemlerle süt temin edilmesidir.

Kaynaklar:

1- Eidelman AI (2001) Hypoglycemia and the breastfed neonate

2- Marsha Walker. Just One Bottle Won’t Hurt” -- or Will It? Supplementation of the Breastfed Baby.

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel materyaller emzirmedanismanligi.com sitesine ve site sahibine aittir. copyright © 2015 - 2017