Türkçe İngilizce
Anne sütü bankasına bir ihtiyaç olduğu aşikar.

Danışmanlıklarımda son zamanlarda sıklıkla karşılaştığım durumlardan biri anne sütü paylaşımı. Kimden, nasıl aldınız? Uygun koşullarda sağıldığından, depolandığından ve transfer edildiğinden emin misiniz? Anne sütüne geçen mikroorganizmalar açısından süt bir testten geçirildi mi ya da sütü veren kişinin bu hastalıklara sahip olmadığından emin misiniz? Cevap şu: Emin değilim !

Özellikle ülkemizde anne sütü bankası olmadığı için, sütü yetersiz olan, prematüre bebeği olan, ikiz-üçüz bebekleri olan, meme başının anatomik yapısından kaynaklı bozukluklar ya da meme başı çatlağı, yarası, mastit gibi durumlarda ailelerin tercih ettiği yöntemlerden biri donör sütleri ile kendi bebeklerini beslemek. Aslında bu durumların çoğu bir uzman yardımı ile çözülebilecek türden. Tabi ki anne sütünün bebek için en uygun besin olduğunu biliyor ve savunuyoruz. Mamanın ise süt paylaşımının bir alternatifi olmadığına inanıyoruz. Anne sütü olmadığı durumlarda, GÜVENLİ süt paylaşımını savunuyor ve emzirme sorunlarında öncelikle uluslararası emzirme danışmanından yardım almasını tavsiye ediyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatristler Akademisi, anne sütü olmadığı zaman, bebeğin beslenmesinde birinci öncelikli kaynağın donör anne sütü olduğunu bildirmekte. Mamaları son seçenek olarak önermekte. Kanada Pediatristler Birliği ise işlenmemiş anne sütü paylaşımını uygun bulmamakta.

Ancak son zamanlarda özellikle internet gruplarında anne sütü paylaşımlarının kontrolsüzlüğüne dikkat çekilmekte. Donör olma kriterlerini taşımadan, sağılma, depolanma ve transfer koşullarını bilmeden, hastalıklar, ya da anne sütüne karışan madde, ilaçlar açısından analizden geçmeyen donör sütleri, özellikle prematür bebeklerde ve bir sağlık problemi olan bebeklerde riskli olabilmektedir.

Food and Drup Administration günlük süt paylaşımını, özellikle hastalık yapan mikroorganizmaların bulaşma riskinden dolayı önermemekte. Yapılan az sayıdaki çalışmada, donor sütünde gram negatif bakterilerin varlığı tespit edilmiş durumda. Kontrolsüzce yapılan süt paylaşımlarında HIV virüsü ve Sitomegolovirus’ün anne sütü ile geçebileceğini biliyoruz. Özellikle Sitomegolovirus prematür bebeklerde problem olabilmekte. Holder pasterizasyonu ya da dondurma ile bu virüs ölmekte. Ayrıca lösemiden sorumlu tutulan Human T-lenfotrofik virüs taşıyıcısı olan annelerin bebeklerini emzirmemesi önerilmektedir.

Anne sütü bankasına bir ihtiyaç olduğu aşikar. Anneler bu yasal zemin olmadığında, yukarıda bahsedilen riskleri farkında olarak ya da olmayarak alıp, bebeklerini beslemenin çözüm arayışına girişebilmekteler. Halk sağlığı açısından hastalık bulaşmasının önlenmesini sağlamak, bu alandaki boşluğu dolduracak ve  süt paylaşım risklerini azaltacak stratejiler geliştirmek, bunları alıcı ve vericilerin anlamasını sağlamak, donör sütlerini bebeklere kullanmadan önce düşük ısıda pastörize etmek, özellikle hassas ve duyarlı olarak tanımlanan bebekler için sütün bakteriyel analizini yapmak literatürde sayılan tavsiyeler arasında.

Ben de bu tavsiyelere katılıyorum. Uluslararası Emzirme Danışmanı olarak, annelerin çözümsüz kaldığı pek çok konuda (meme başı sorunları, yetersiz süt algısı, meme reddi gibi durumlarda) aslında bir uzmandan yardım almalarını, halen çözümsüz kaldıklarında bu tür yolları denemelerini tavsiye ediyorum. Ancak risklerini bilerek !


 

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel materyaller emzirmedanismanligi.com sitesine ve site sahibine aittir. copyright © 2015 - 2017